Önceleri çok korktum. Bu kadar büyük bir aşka hazır değildi yüreğim. İncilir,
kırılır sandım. Korkuyordum ama istiyordum da, iki çıkmaz arasındaydım. Sonra
sevgin çekti beni içine. Nasıl oldu anlayamadım. Neydi beni kandıran?.. O güzel
gözlerin mi? İçimi titreten sesin mi? Her yanımı senin sevgin sardı. Kalbim
sadece senin için çarpıyordu artık. Hiç böyle delicesine aşık olmamıştım, böyle
delicesine sevmemiştim kimseyi. Tüm benliğimle her şeyimle kapıldım sana. Aşkımı
avucunun içine bıraktım. O sıcacık avucunun içine. Senindi artık onlar. Çünkü
oları ancak sen koruyabilirdin tüm zorluklardan.
Öyle özlüyorum ki seni. Gözlerimi her açtığımda seni görmek, sesini duymak
istiyorum. Her sabah sensiz başlıyorum koca güne. Gün hep karanlık geçiyor, tek
kelime etmiyorum. Sürekli gülüyorum, aslında belki gülerek ağlıyorum.
Dayanamıyorum, özleminle yanıyor içim kahroluyorum. Hayatımı seninle geçirmek
isterken . Sevgimi seni gördüğüm birkaç dakikaya, o eşsiz sese sığdırmaya
çalışıyorum. Her gün birkaç dakikalığına da olsa sana dokunabilmeyi, o sıcacık
nefesini, sesini içimde hissetmeyi; gülüşünü özlüyorum. Bazı geceler gülüşünle
uyanıyorum sanki bana bakıp gülüyormuşsun gibi. Sesin kulaklarımda yankılanıyor
“niye böyle yapıyorsun nafiş” diye. Ve o zaman biliyorum ki sende iyi kötü beni
aklından geçiriyorsun.
İşte o bile bana yetiyor….
“An gelir insan gülerken ağlarmış, gözyaşları sel olur kalbine akarmış. Kahkaha
bir maske derler bilir misin? İnsan sevdiğine ulaşamayınca bu maskeyi takarmış.”
Benim gibi…