|
|
|
32
yaşında, mesleki açıdan başarısının zirvesinde, yaşamayı
seven, sahip olduklarının değerini bilen bir iş kadını Lale hanım.
Sabah işe giderken özel yapım makam aracının sol arka
koltuğunda günlük gazetelere göz atıyor.
Yolunu kesen yaya nedeniyle araç ani fren yapıyor. Başını
ön koltuğun yumuşak başlığına çarpıyor. Bir
kaç saniyelik yaşanan şaşkınlık ardından "iyi" olduğu
söylüyor ve yola devam ediyor. Aynı gün
ögleden sonra başlayan baş dönmesi nedeniyle
hastaneye gidiyor. Beyin MRI dahil olmak üzere yapılan
ayrıntılı sağlık incelemesi (check-up) sonucu normal olduğu, sabah
yaşadığı kazanın önemsiz olduğu, son günlerde iş
yorgunluğuna ve olasılıkla kulak içinde yeralan denge
organının etkilenmesi sonucu baş dönmesinin olduğu, istirahat
ile düzeleceği söyleniyor. 3 gün sonra
kendisini daha iyi hisseden Lale hanım yoğun iş temposuna tekrar geri
dönüyor.
1 ay sonra isteksizlik ve başında boşluk hissi nedeniyle
psikiyatriste görünüyor. 2 ay sonra regl
düzensizliği nedeniyle kadın doğum uzmanına muayene oluyor.
3.ay içinde başdönmesi, isteksizlik, halsizlik,
uyku bozukluğu, başında boşluk hissi, dikkatini yoğunlaştıramama,
gözlerde sulanma, çabuk yorulma yakınmaları sonucu
depresyon tanısı ile antidepresan ilaçlar kullanmaya
başlıyor. İş başarısı olumsuz etkileniyor. Geçici olarak
işten ayrılıyor. Zaman zaman kendini iyi hissetse de dikkatini toplama
ve sürdürmede zorluk nedeniyle 3 ay önceki
verimini yakalamakta zorluk çekiyor.
Ahmet 27 yaşında. Son aylarda nedenini anlamadığı kadar
sinirli. “Kendimi bildim bileli sinirliyim aslında”
diyor. “Ama neden son zamanlarda bu durum çok
arttı. Sevdiklerimi haksız yere kırıyorum. Olmadık yerde ani
çıkışlar gösteriyorum”. Ali bey 6 ay
önce mühendisliğini yaptığı şantiyede başına kalas
düşmüş. "Aslında bir şey olmadı" diyor. Zaten
çekilen tomografi de normalmiş. "2 gün başım
ağrıdı, o kadar" diyor.
Erdem 10 yaşında, "arkadaşlarıyla sürekli kavga eden,
çok sinirli, geçimsiz, ders çalışmayan
bir çocuk oldu" diyor annesi. "Oysaki yaz tatili başlamadan
önce oğlum kuzu gibiydi, çok iyi bir
çocuktu, dersleri çok iyiydi, yaz tatilinde
birden huyu değişiverdi". Erdem tatilde bisikletten
düşmüş ve başının sol yan tarafını kaldırıma
çarpmış. "Çekilen filmler normal
çıktı, bir şeyi yok diye gönderdiler" diyor annesi.
Ziyarete gelen meslektaşım 70 yaşında ve 45 yıldır astım
hastası. "Ailede hiç astım yok neden beni buldu bu bela"
diye söylenirken, hiç kafa darbesi alıp almadığını
soruyorum gençliğinde. Hemen atılıp "yok" diyor. Ama
gerçek yanıtı 1 gün sonra telefonla aradığında
söylüyor. "İlk astım krizinden 1 ay önce
araba kazası yapmıştım. Kafamı direksiyona çarptım. Okuduğum
bir tıp kitabında astımın kafa darbesi sonrası ortaya
çıkabileceğini yazıyordu. Tabi o zamanlar
önemsememiştim. Gerçek olsa bile yapılabilecek bir
şey yoktu"
50 km. sabit hızla giden aracın birden durması ile beden
durur, kafa durur ama beyin duramaz. Kendi kafatası içine
çarpar. Kafatası içi, dış
yüzeyi gibi düzgün olmayıp
çeşitli kemik çıkıntıları
bulunur. Kafanın ivmeli hareketleri sonucu beyin bu
çıkıntılara çarpar ve dokuda duyarlılık
oluşturabilir.
Örneklerden de anlaşılacağı gibi önemli
olsun ya da olmasın alınan tüm kafa darbeleri beyni etkiliyor.
Darbenin etkisinin ne olacağı darbenin şiddetinden öte, darbe
alan beynin özellikleriyle ilgili olduğu
söylenebilir. Çünkü her darbe
alan beyin yakınma yaratmıyor ya da çok
küçük bir darbe beklenmedik olaylara yol
açabiliyor. Sonuç olarak trilyonlarca ağ ile
birbirine bağlanan milyarlarca beyin hücresinin her kişide
yarattığı, kişilik, duygu, düşünce ve davranış
özellikleri birbirinden farklıdır. Bu nedenle yaşamış olan ve
yaşayan insanlar tam olarak birbirine benzemez. Beynin bu karışık
özelliği nedeniyle her alınan darbenin etkisi, her insanda
farklı sonuçlar doğuracaktır. Farklılığı yaratan
önemli bir neden, darbe öncesinde var olan beyin
çalışma duyarlılıklarıdır. Duyarlılıkların her insanda
farklı özellikler içermesiyle kişilik farklılıkları
ortaya çıkar. Grinin tonlarına benzetebileceğimiz bu
duyarlılık farkları, ton karardıkça hastalık, ton rengi
açıldıkça normal kişilik özellikleri
ortaya çıkardığını söyleyebiliriz. İşte, alınan
kafa darbeleri var olan ton rengini karartarak beyin çalışma
özelliklerini hastalık boyutuna sokabilir ya da
açık tonlarda olan duyarlılık derecelerini koyulaştırarak
duyarlı kişilik özellikleri geliştirebilir.
Darbe alınan bölgenin özelliklerine
göre, yakınmalar çeşitlilik gösterebilir.
Çoğunlukla alın (prefrontal) ve şakak (temporal)
bölgelere alınan darbeler sonucu duygu,
düşünce, davranış ve bedensel yakınmalar ortaya
çıkar.
Alın-beyin ön bölgesi (prefrontal
korteks-PFK), beynin yönetim merkezidir. Zaman
yönetimi, yargılama, planlama, düzenleme, davranış
kontrolü, ayrıntılı düşünme ve etkiye
gösterilen tepki (dürtü kontrol)
düzenlenmesi bu bölgede gerçekleşir.
Nerede, ne şekilde tavır ve davranışlarımızın olabileceği, amaca
ulaşmak için gereken davranış modeli, işin oluşması
için gereken yönetim şekli, olgun ve etkili kişilik
özellikleri bu bölgede şekillenir. Neyi, nasıl, ne
şekilde söyleyeceğimize karar verir. Dengeli davranmamızı, iş
ve sosyal deneyimlerin sentezini yaparak alternatifleri doğru
saptamamızı sağlar. Örneğin iyi çalışan bir
prefrontal bölgeniz varsa, eşinizle olan bir tartışmayı
kolaylıkla tatlıya bağlayabilirsiniz. Duyarlılık var ise
davranışlarınız tartışmanın daha da büyümesine yol
açacaktır. Kuyrukta bekleyemeyen sabırsız kişiye
öndeki yerini veriyor ise sabırsız olanın PFK sorunu vardır,
sırasını veren kişide ise iyi çalışan bir PFK. PFK
sorunların çözümünde ve durum
tespitinde size yardımcı olur. Düzenli aralıklarla
satranç oynayanlar iyi bir beyin ön bölge
işlevine sahip olabilirler. Hatalardan ders almamızı sağlar. PFK iyi
çalışan hata yapmaz demek değildir ama hatalarını
tekrarlamazlar. PFK iyi düzeyde olanlar elindeki işleri
zamanında ve strese girmeden bitirirler. Sorunu olan ise işi son ana
bırakır. Zaman darlığı nedeniyle aşırı strese girerler. Sorunu olmayan
önceki deneyimlerinden işini zamanında yapmayı
öğrenmiştir. Sorunu olan davranışlarını ve
amaçlarını deneyimlerine değil anlık
düşüncelerine göre
gerçekleştirir. Bu nedenle sık hata yaparlar. PFK dikkati ve
devamlılığı sağlar. Önemli duygu ve
düşüncelere yoğunlaşmayı, önemsizleri
süzmeyi gerçekleştirir. Kısa süreli
hafızayı sağlamada ve öğrenmede bu özellikler
çok önemlidir. PFK beynin diğer
bölgelerine bilgi verir ve alır. Dikkatin sağlanması
için diğer bölgelerden gelen bilgilerin alımını
azaltır. Dikkat eksikliği ve/ya da hiperaktivite bozukluğunda bu işlev
sağlanamaz. Dolayısıyla dış uyaranlar baskılanamadığından dikkat
çabuk dağılır. Duyguların hissedilmesi ve ifadesi; mutluluk,
hüzün, neşe, nefret ve aşk’ı daha ilkel bir
yapı olan limbik sisteme aktarır. Sorun olduğunda duygu ve
düşünceler ifade edilemez.
Çünkü limbik sistem ile olan ilişki
bozulmuştur. Düşünebilmek ve tavırları, tepkileri o
ölçüde gösterebilmek
PFK’in önemli işlevlerinden biridir. Eş
seçimi, insan ilişkileri, çocuklarla ilgilenmek,
para harcamak ve araba sürmek. PFK limbik sistemi baskılayıcı
mesajlar göndererek duygularla değil mantıklı yönden
karar verilmesini sağlar. Bu baskı ortadan kalkarsa limbik sistem
baskın hale gelir ve depresyona meyil artar. (Limbik sistem; memeli
canlıların eski beyin bölümlerinden biri olan sistem,
deneyim ile kazanılan duyguların dışavurumunda görev alır)
Bellek, öğrenme, duygusal denge ve sosyalizasyon
sağlama konuları temporal lob’da (TL) işlenir. Deneyimlerin
ana merkezidir. Görsel ve işitsel belleğin işlendiği yerdir.
Bunlar kişiliğin oluşması ve eyleminde temel taşlardır. Kim, ne ve
nerede olduğumuzu ifade eden beyin
bölgesidir.ıÜü Konuşmayı anlama ve işleme,
orta ve uzun dönem bellek, dilin ve
sözcüklerin oluşturulması, duygusal açıdan
dengenin sağlanması, işitilen ve görülen verilerin
depolanarak işlenmesi bu bölgenin verimli
çalışmasıyla sağlanır. Konuşma dili, insan ilişkilerini
sağlayan ve geleceğe yön veren önemli bir
araçtır. Konuşulanları anlama, önemseme,
içinde yer alan duygusallığı yorumlama, okuduklarımızın ve
yeni bilgilerin yorumlanıp depolanması temporal lob da
gerçekleşir. Uygun sözcükleri bulamamak,
iletişimin sağlanamaması ve okuma zorlukları bu bölgenin
çalışmasında bozulma olduğunda ortaya çıkar. Bize
neşe veren ya da üzen anıların, hatalarımızın canlanması
dolayısıyla özgüven sağlanması yada
güvensizliğimizin oluşmasının kaynağıdır. TL’dan
gelen bellek akımı ile tavır ve davranışlarımız şekillenir. Bu
bölgenin çalışmasında çıkan sorunlar
bellek bozukluğuna yol açar. Yaşantımızdaki başarı durumu
belleğin tekrar tekrar işlenmesine ve değişmesine yol açar.
TL sorunlu ise bu olay gerçekleşemediğinden bellekteki
bilgiler yenilenemez, sabit kalır ve kişinin sabit fikirli olmasına
neden olur. Temporal lobu bir olay ya da bir kişi hakkında bir zamanlar
bir karar vermiştir. Sonradan gelen bilgiler o olay ya da kişinin
değiştiğini belirtse de bu bilgiler işlenemediğinden eski kararı kalıcı
olacak ve kararını ona göre verecektir. Duygusal denge
kişiliğin özelliğidir. Günlük yaşamın iniş
ve çıkışları duygusal yapımızı etkiler. İyi işleyen TL
duyguların dengeli olmasını sağlar. Bozukluğunda duygu durum ve
davranışlar etkilenir. İnsan yüzlerinin tanınması, konuşma
tonunun ayarlanması, seslerin işitilmesi, müzik ve
görsel öğrenmenin sağlanması. Sosyal ilişkiler
açısından yüzleri tanımak, yüz ifadelerini
değerlendirmek, konuşulanların yorumunu yapmak ve bunlara bağlı olarak
yüz mimik ve dil ifadelerimizi belirlemek önemlidir.
TL sorunlarında sosyal ilişkiler önemli
ölçüde bozulur.
Prefrontal bölge duyarlılıkları sonucu gelişen
yakınmalar;
Dikkatini uzun süre veremez, sabırsız- acelecidir,
zamanı iyi kullanamaz, sorumsuzdur, çabuk parlar- ani
tepkiler verir, beyni durur- düşünmekte zorlanır,
dağınıktır- eşyalarını kaybeder, okul ve iş başarısı kararsızdır,
hataları tekrar eder, çok ya da az konuşur, yerinde duramaz
ya da çok hareketsizdir, tutumlu değildir, çok
merhametli ya da acımasız, sınav gerginliği,
düşünmeden konuşur, maymun iştahlıdır hayırdan
anlamaz, sabah zor uyanır, okula gitmek istemez, verdiği
sözleri tutamaz, eşek şakası onlara göredir,
unutkandır, isteksizdir, sıkılgandır, tembeldir
Temporal bölge duyarlılıkları sonucu gelişen
yakınmalar;
Unutkanlık, deja vu (daha önce bulunmadığı yerle
ilgili bulunmuş hissi), Jamais vu (bildik yerleri tanıyamama), ara ara
gelen ve nedensiz olan panik ve korkular, boşluğa düşme
duygusu, kulağa gelen ses ve seslerin yorumlanması ile ilgili sorunlar
;çınlama, hışırtı, sinek uçması vb..,bazen
anormal algı nedeniyle seslerin değişik işitilmesi), görme ile
ilgili anormallikler;görme alanının kenarında gölge
görülmesi, cisimlerin
büyüklük yada şekillerinin yanlış
algılanması, koku duyulması yada tadının hissedilmesi, deri
üstünde böcek geziyor hissi..vb, okulda
okumayı öğrenme zorluğu, sonradan gelişen okuma zorluğu,
gergin kişilik hali (kolay sinirlenme, aklına nerden geldiğini
bilmediği şiddet düşünceleri ve bunlardan dolayı
korku ve tedirginlik yaşanması), hafif kuşkucu
düşünce hali ( bu durum ılımlı paranoya olarak ifade
edilebilir ve sizofreniyle ilgisi yoktur. Benim hakkımda konuşuyorlar,
bana gülüyorlar gibi, sosyal ilişkileri olumsuz
etkiler), saygısızlık ya da değer vermeme, yazma ya da konuşma
sırasında sözcük bulmada zorluk, duygusal
dengesizlik, dini düşüncelerde artış,
sürekli ibadet etme, metafizik konularına aşırı ilgi, baş
ağrıları, mide ağrıları, aşırı yazı yazma.
Sayılan her iki bölge anormallikleri, etkilenen
beyinlerde farklı derecelerde ortaya çıkabilir. Kimi
özellikler daha belirgin, kimi özellikler daha silik
ya da olmayabilir. Bu özellikler yukarıda
açıklandığı gibi, darbe öncesi beyin duyarlılık
özelliklerine bağlıdır.
Son yıllarda ortaya çıkan bilimsel
gerçekler beyin ön bölgesinin beynin geri
kalan bölgelerini yönettiğini ve dolayısıyla bedenin
bilinç dışı çalışan iç organ sistemini
de yönettiğini ortaya koymuştur.* Bu nedenle kafa darbesi
sonrası etkilenen beyin ön bölge özellikleri
dolaylı olarak kan basıncı yüksekliği, astım, guatr, şeker
hastalığı, mide ülseri gibi iç hastalıkların
gelişmesine ortam hazırlamakta ya da bu hastalıklara neden olmaktadır.
Beyin çalışma özelliklerinin
değerlendirilmesi metabolik olarak SPECT, PET, fMRI ile yapılabilir.
Beyin çalışmasını doğrudan ölçen ve
kantitatif analiz ile değerlendiren QEEG ile beyin duyarlılık haritası
çıkartılır ve ayrıca kafa darbe ölçeği
ile yakınmaların darbeye bağlı olup olmadığı öğrenilebilir.
Şekillerde kafa darbe ölçeği olumlu
sonuç veren kişinin QEEG
görüntüleri yer almaktadır.
Tanı yöntemi olan QEEG aynı zamanda
nöroterapi tedavisine de rehberlik eder. www.noroterapi.com
internet sitesinden ayrıntılı bilgi edinilebilir.
Klinik uygulamalarda çok sık karşılaşılan ve
yukarıda sözü edilen yakınmalarla ilgili olarak
özellikle nöroloji, psikiyatri ve beyin cerrahı
hekimlerinin konu üzerinde yeterince durmadıkları
bilinmektedir. Ayrıca sözü edilen tanı ve tedavi
yöntemleri henüz ülkemizde,
üniversitelerde bile yeterince yaygınlaşmamış olduğu
görülmektedir. Bu nedenlerden dolayı kafa darbesine
bağlı yakınmaları olan hastalar çoğunlukla kafa darbeleri
konusunda sorgulanmadıklarından anksiyete, kişilik bozukluğu gibi
geleneksel psikiyatrik tanılar almakta ve psikiyatrik ilaç
tedavisi yöntemlerinden fayda bulamamaktadırlar.
Bu Haber 404 defa okundu
|
|
|
|
|
|