Merhabası olmayan bir veda yazısıdır bu. Beyaz kağıda apaçık her şeyi yazarken, düğümün çözüldüğü en can alıcı cümlede mürekkebin bitmesi ile yarım kalan bir öykünün son cümlesi gibi.
Öykünün yarım kalması bu yazıyı da etkilemiş olacak ki; sonsözü kalıbına sokamadığım yazı da keskin cümleler kullanmak zor geliyor. Matbaadan yeni çıkmış taze gazete kokusu ile çekip giderken, insana en çok dostlarına Hadi Eyvallah demek koyuyor. Dost diyorum, mutluluğu için mücadele verdiğin, emek harcadığın insanlar. Aslına bakılırsa insan en sağlam tokadı da, en fazla emek harcadıkların yiyor ve doğrudan o argo cümleyi anımsıyor:
Satılmış aşkların kiralık cümleleri insanı kırar mı bilinmez ama kuşbakışı bakanların, kuş beyinli olduğu teşhisi kaybolan yıllara isyan ettiriyor. Paylaşılan yarım ekmekleri ve marketlerden toplanan kasalarla ısıtılan soğuk geceler misalini saymazsak
Ancak karanlıklar o kadar çökmüş ki bu saklı kente, ne kibriti yakacak derman kalıyor, ne de yakana bir destek çıkıyor. İnsanın en güvendiği dağlarında çoktan kayak yapıldığı aklına geldikçe, güvenilen dağlarında karanlığın bir parçası olduğu gerçeği yıkıyor tüm güven duygularını. Kararan yürekler tamamen kararıyor.
Bu nedenledir ki bu saklı kentte, gülü seven dikenine katlanamıyor, ya da dikenin yanında gül o ölçüde nadir doğuyor artık. Masanın üç ayağı kırıkken dengede tutmak, tek başına mümkün olmuyor.
Merhabası olmayan bir veda yazısıdır bu. Beyaz kağıda apaçık her şeyi yazarken, düğümün çözüldüğü en can alıcı cümlede mürekkep biterse şayet, sıcak ve demli bir çay molası vermekten başka çare kalmıyor artık. Tabi arkada o baki cümleleri bırakarak;
Bu gün giderken yer yüzündeki hacmimiz ne ise çıkıp geldiğim gün bırakıp gittiğin kadar olacağım
Hoşcakal . . .
[ Yeniden düzenleyen:: yarenmawzer Tarih: 11-06-2008 21:41 ]
HekimhaN
11 Haziran 2008 Çarşamba, Saat 21:45
Site Demirbaşı
Mesaj : 3752 OFF-Line
Coray döktürmüşsün yine toprağım gönlüne sağlık harika olmuş