Herkes alttakinden bir resim ve kısa bilgi istesin
GENCER
16 Nisan 2007 Pazartesi, Saat 17:58
Suyu ısındı
Mesaj : 912 OFF-Line
Tac Mahal, Türk-Hint İmparatoru Şah Cihan´ın büyük aşkının
sembolüdür. 19 sene evli kaldığı eşi Banu Sultan, İmparator´a
tam 14 çocuk doğurduktan sonra rahatsızlanır ve doğum sırasında ölür.
Şah Cihan, üzüntüsünden dünyevi zevklerden elini ayağını çeker, sonunda da
devlet işlerini oğullarına devredip karısı için bu muhteşem anıtı yaptırır
Tac Mahal gün doğarken, batarken, ya da ay ışığında tamamen değişik
görüntüler, bambaşka renkler yansıtır, çünkü anıtta kullanılan ak
mermerlerin içine yarı kıymetli taşlar yerleştirilmiştir. Taç Mahal´in
muhteşem kubbesi Osmanlı’dan getirtilen bir mimara yaptırılmıştır.
Güneşin ışınlarının değişimine uygun olarak açık leylâk renginden
kreme, pembeden sarıya kadar, renkten renge büründüğü masalsı bir anıttır
Taç Mahal…350 yıldır ayaktadır....
arkadaşlar ekliyeceğiniz resim boyutları 550X400 pixels'igeçmesin sayfa yapısı bozuluyor.
Alttaki sende İskenderiye fenerinin resmi ni koy.
[ Yeniden düzenleyen:: GENCER Tarih: 13-06-2007 10:04 ]
ucandede
16 Nisan 2007 Pazartesi, Saat 18:30
Hiraş Kıdemlisi
Mesaj : 2381 OFF-Line
İSKENDERİYE FENERİ
Fenerin toplam yüksekliği 117 metreydi ve bu yükseklik günümüzdeki 40 katlı binalara eşittir. Ortadan geçen şafta yakılan ateşin yakıtı konuluyordu. En tepede gizemli ayna duruyordu. İlk yapımında fenerin damında veya tepesinde Tanrı Poseidon'un bir heykeli vardı.kaynaklarda fenerin ışgını yansıtan aynanın 50 km uzaktan görüldügü yazmaktadır. yeri ise şimdiki iskenderiye kentinin önünde olan pharos adasıdır
alttaki sen de kyoto imparatorluk sarayını koy -------------------------------------------------------------------------------------------- In my dreams I can see youI can tell you how I feelIn my dreams I can hold youAnd it feels so real I wish you could have stayed...
limi
17 Nisan 2007 Salı, Saat 16:21
Takıldı kaldı
Mesaj : 493 OFF-Line
Kyoto İmparatorluk Sarayı
İmparatorluk, yaklaşık olarak 110,000 metrekarelik bir alana sahiptir..Altı kapısı vardır, Kenreimon'un olduğu ana kapı dahil...
Saray, eski tarzda birkaç kez inşa edildi. Sarayın son kez inşa edilmesi, 1855'te tamamlandı.
(Törensel salon) ana bina olarak Shishinden'le, Seiryoden, Kogosho, ve birkaç diğer yapı, buradadır..
Shishinden'in güneyine Dan tei, (Avlu) beyaz kumdandır. Onun üç kenarında parlak parlak kırmızı sütunlarla beyaz duvarlı bir koridor vardır. Koridor boyunca, Shishinden'e yüz, Jomeimon kapısı, fazladan iki tane kapıdır.
alttaki sende bize SUMELA MANASTIRI'nı tanıtırmısın.. --------------------------------------------------------------------------------------------
alman_ali
17 Nisan 2007 Salı, Saat 16:28
Sadık Üye
Mesaj : 1972 OFF-Line
Sümela Manastırı , Trabzon ili, Maçka, Trabzon ilçesi, Altındere, Maçka köyü sınırları içerisinde yer alan Panagia (Meryemana) deresinin batı yamaçlarında Mela (Yunanca 'siyah') tepesi üzerinde deniz seviyesinden 1.150 m yükseklikte yer alan bir Rum manastır ve kilise kompleksi olup, tam adı Panagia Sumela'dır.
Altta sende Toros Dağlarından bi görüntü ve bilgi aktar sitemize...
Aşk Sokağı Ziyaretçilerine Açılmıştır... Giriş ; Temiz ve Saf Duygularını getiren herkese serbest....
[ Yeniden düzenleyen:: alman_ali Tarih: 17-04-2007 16:30 ]
htc_rsmy
17 Nisan 2007 Salı, Saat 16:42
Tecrübeli üye
Mesaj : 1453 OFF-Line
Toros Dağları, Türkiye'nin Akdeniz kıyılarına paralel olarak, Rodos Adası'ndan Suriye sınırına kadar yaklaşık 2.000 kilometrelik bir dağ zincirinden oluşmaktadır. Bu zincirin en yüksek noktası yaklaşık 4.000 metrelik Demirkazık zirvesidir. Torosların bu bölgesi Aladağlar adıyla anılmaktadır.
alttaki ağlayan kayayı tanıtmanı istiyorum
Canım Canımın hiç birşey istememesini iStiyoR
[ Yeniden düzenleyen:: GENCER Tarih: 17-04-2007 16:56 ]
jucki
17 Nisan 2007 Salı, Saat 17:33
Takıldı kaldı
Mesaj : 414 OFF-Line
Bugün Spil Dağı'nın eteklerinde Ağlayan Kaya ya da diğer adıyla Niobe Kayası olarak bilinen kayanın bir sanat eseri olup olmadığı antik çağdan beri tartışılır. Doğal aşınma sonucu başı önüne eğik, ağlayan bir kadın görünümü kazanmıştır. Eski Yunan yazarlarının yapıtlarında da sözü edilen kayanın Zeus’un taşa dönüştürdüğü Niobe’yi temsil ettiğine inanılır.
Niobe, Yunan mitolojisinde, Lidya kralı Tantalos’un kızı ve Yunanistan’daki Tebai kralı Amphion’un karısı ve yitirdiği çocuklarının ardından gözyaşı döken kahırlı anaların simgesiydi.
Efsaneye göre, altı oğluyla altı kızı vardı ve yalnızca iki çocuğu (Apollon ve Artemis) olan Leto’dan daha doğurgan olmakla övünüyordu. Bu gururu nedeniyle onu cezalandırmaya karar veren Leto, Apollon’a Niobe’nin bütün oğullarını, Artemis’e de bütün kızlarını öldürttü. Çocukların cesetleri 10 gün sonra tanrılar tarafından gömüldü. Frigya’daki evine dönen Niobe, acılarını dindirmek isteyen Zeus tarafından Spylos dağının (Spil Dağı-Manisa) yamacında bir kaya parçasına dönüştürüldü.
Ağlayan Kaya yanına yakın zamanda yapılan açık hava tiyatrosu nedeniyle kayayı besleyen su yolları zarar görmüştür
...yere batan sarnıcı......... --------------------------------------------------------------------------------------------
güneşin sana gelmesini istiyorsan gölgeden çık...
alman_ali
17 Nisan 2007 Salı, Saat 18:02
Sadık Üye
Mesaj : 1972 OFF-Line
Yerebatan Sarnıcı İstanbuldaki en büyük ve muhteşem kapalı sarnıçtır. Ayasofya meydanı batısındaki küçük binadan girilir. Sütun ormanı görünümündeki mekanın tavanı tuğla örülü, çapraz tonozludur. Zamanında civardaki bir bazilikadan dolayı bu isimle anılmıştır.
Civardaki saraylara su sağlamak için I. Justinyen (527-565) devrinde yapılmıştır. Sarnıç, 143 metre uzunluk ve 65 metre genişliğiyle toplam 9.800 metrekarelik bir alanı kapsamaktadır 28 x 12 sıralı sütunların toplamı 336 adet olup, sütun başlıkları genellikle İyon ve Korent üslupları taşımaktadır. Ancak az sayıda işlenmeden bırakılmış Dor stili başlıklara da rastlanmaktadır. Sarnıç, 4 metre kalınlıkta, pişmiş tuğladan yapılan duvarla çevrelenmiş ve su yalıtımı amacıyla özel bir harçla sıvanmıştır.
Zamanında su seviyesi mevsimlere göre değişen sarnıcın, doğu duvarındaki değişik seviyelerdeki borular vasıtasıyla dışarıya su verilmiştir. Su seviyelerinin bıraktığı izler, sutunlarda görülebilir. Sarnıcın su gereksinimi, şehrin 19 km kuzeyindeki Belgrad Ormanları'ndan imparator Justinyen tarafından yaptırılan su kemerleriyle karşılanmıştır.
1984'da büyük tamirat sırasında zemin temizliği yapılmış, 1 metreden fazla çamur temizlendiğinde orijinal tuğla taban ve 2 sütun altında Medusa kafası mermer bloklar ortaya çıkarılmıştır.
İnşa edilen yol sayesinde de sarnıç içini dolaşmak mümkün olmuştur. Sarnıçta konserler ve çeşitli kültürel etkinlikler düzenlenmektedir.
Alttaki İstanbul Fatih Sultan Mehmet Köprüsü hakkında bilgi verirmisin sitemize birde güzel bi foto..(Arkadaslar Oynumuzda ilgili soruya yanıt verelim yanıttan sonrada sorumuzu soralım istenilenden başka şeyler koymayalım)
Aşk Sokağı Ziyaretçilerine Açılmıştır... Giriş ; Temiz ve Saf Duygularını getiren herkese serbest....
[ Yeniden düzenleyen:: alman_ali Tarih: 17-04-2007 19:14 ]
eda_45
17 Nisan 2007 Salı, Saat 18:45
Müdavim Üye
Mesaj : 701 OFF-Line
Fatih Sultan Mehmet Köprüsü:
Avrupa ve Asya kıtalarını bağlayan ikinci köprü konumundaki Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, İstanbul'un Avrupa yakasında yer alan Hisarüstü ile Anadolu yakasında yer alan Yakacık mevkilerini birbirine bağlar. Boğaziçi Köprüsü'ne göre biraz daha kuzeyde yer almaktadır.
Yapımı 2.5 yıl gibi kısa bir sürede tamamlanan köprünün açılışı ise dönemin başbakanı Turgut Özal tarafından gerçekleştirilmiştir. Toplam 130 milyon dolara mal olan köprünün inşaatı ise Türk, Japon ve İtalyan ortak şirketleri tarafından yapılmıştır.
İsmini İstanbul'u fetheden Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmed'den alan köprünün, İstanbul'un fetih günü olan 29 Mayıs 1988 tarihinde inşaatı bitirilmiş, yine aynı yıl 3 Temmuz'da ise resmi olarak hizmete girmiştir
Kız Kulesi çok ilginç gelmiştir bana. Sen de Kız Kulesi hakkında bilgi verir misin ? :)
[ Yeniden düzenleyen:: eda_45 Tarih: 17-04-2007 18:46 ]
[ Yeniden düzenleyen:: eda_45 Tarih: 17-04-2007 18:56 ]
ucandede
17 Nisan 2007 Salı, Saat 18:49
Hiraş Kıdemlisi
Mesaj : 2381 OFF-Line
Kızkulesi'nin ulaşılmazlığı nedeniyle, insanlar onun içinde yaşanılanlar hakkında çok fazla bilgiye sahip olamamışlar ve içi ile ilgili hikayeler anlatmak ve düşler kurmak ile yetinmişlerdir.
Kızkulesi ile ilgili anlatılan ilk hikaye; Ovidius'un kaydettiği bir aşk hikayesidir. Hero ile Leandros adlı iki gencin hüzünlü aşkını anlatan bu hikaye, Hero'nun kuleden ayrılmasıyla başlar. Hero Afrodit'in rahibelerindendir ve aşka yasaklıdır.
Yıllar sonra Afrodit'in tapınağında yapılan bir törene katılmak için kuleden ayrılır ve orada Leandros ile karşılaşır. Birbirine aşık olan iki genç, Leandros'un gece kuleye gelmesi ile aşklarını kutsarlar. Kızkulesi her gece iki gencin gizli aşkına ve yasak sevişmelerine tanıklık eder. Leandros'un yüzerek kuleye geldigi fırtınalı bir günde Hero'nun yaktığı sevda ateşinin feneri söner. Karanlıkta yolunu kaybeden Leandros boğazın sularına gömülür. Sevgilisinin öldüğünü gören Hero da kendini Kızkulesi'nden boğazın sularına bırakır. Kavuşamayan aşıklara atfen anlatılan bu hikayeden başka bir de; Kleopatra'nın sonuna benzer bir sonun anlatıldığı yılan hikayesi vardır. Kehanete göre kralın birine, çok sevdiği kızı onsekiz yaşına geldiğinde bir yılan tarafından sokularak ölecegi söylenir. Bunun üzerine kral denizin ortasındaki bu kuleyi onararak kızını buraya yerleştirir. Kaderin kaçınılmazlığını kanıtlarcasına, kuleye gönderilen üzüm sepetinden çıkan bir yılan, prensesin tenine süzülerek zehrini boşaltır. Kral, kızına demirden bir tabut yaptırarak Ayasofya'nın giriş kapısının üstüne yerleştirir. Bugün bu tabutun üstünde iki delik vardır. Yılanın, ölümünden sonra da onu rahat bırakmadığına dair hikayeler anlatılır. En son anlatılan hikaye ise Osmanlı Dönemi ile ilgilidir. Battal Gazi'nin askerleri ile Kızkulesi'ne baskın yaparak kuleye saklanan hazinelerin ve Üsküdar Tekfuru'nun kızını kaçırdığı ile ilgili hikayedir. Battal Gazi tekfurun kızı ve hazinelerini aldıktan sonra Üsküdar'dan atına atlayıp oradan uzaklaşmıştır. Çokça bilinen "Atı alan Üsküdar'ı geçti" lafı bu hikayeden gelir. Bu hikayeden günümüze gelen bir diğer şey de küçük kulemizin ismi ile ilgilidir. Diğer efsanelerdeki prenseslere de atfen Türkler buraya Kız-Kulesi ismini vermişlerdir. Antikçağ'da Arkla (küçük kale) ve Damialis (dana yavrusu) adları ile anılan kule, bir ara da Tour Leandros ismi ile ün yapmıştır.Şimdi ise "Kızkulesi" ismi ile bütünleşmiş ve bu ismi ile anılmaktadır.
-------------------------------------------------------------------------------------------- In my dreams I can see youI can tell you how I feelIn my dreams I can hold youAnd it feels so real I wish you could have stayed...
ucandede
17 Nisan 2007 Salı, Saat 18:50
Hiraş Kıdemlisi
Mesaj : 2381 OFF-Line
alttaki sen de zeugmayı koy -------------------------------------------------------------------------------------------- In my dreams I can see youI can tell you how I feelIn my dreams I can hold youAnd it feels so real I wish you could have stayed...
GENCER
17 Nisan 2007 Salı, Saat 20:30
Suyu ısındı
Mesaj : 912 OFF-Line
"Köprü Başı" anlamına gelen Zeugma, Gaziantep'in Nizip İlçesinin Belkıs köyünde bulunan antik bir kenttir.Belkıs, Fırat nehrinin kolay geçilen bir noktasında yer aldığından, tarihin en eski çağlarından bu yana çok önemli bir geçit yeri olmuş ve tarih boyunca ticaret açısından olduğu kadar, askeri bakımından da her zaman önemini korumuştur.
Doğudaki ve Batıdaki imparatorlukların doğal sınırı olan Fırat Nehri kıyıları,büyük savaşlara sahne olmuştur. Büyük İskender, İran seferine giderken Fırat'ı buradan geçmiş ve Şehir, Helenistik dönemde yeniden imar edilmiştir.
Kommagene Krallığı döneminde dört önemli şehirden birisi olan Zeugma, Roma İmparatorluğu döneminde, Fırat'ı koruyan dört büyük askeri garnizondan biri ve en güneydeki olma özelliğine sahip olmuştur. Roma devrinde şehir çok büyümüş, kültür, sanat ve ticari alandaki faaliyetleri ile zengin bir yapıya sahip olmuştur. Özellikle M.S. 2. ve 3 yy.'da en parlak devrini geçiren Zeugma, Bizans döneminde eski canlılığını kaybetmeye başlamış ve sonunda İslam akınlarına dayanamayarak önemini yitirmiştir. Zeugma, özellikle Roma döneminde, sanat alanında çok ilerlemiş, zengin villaları süsleyen mozaik döşemeler dünya örnekleri ile yarışır hale gelmiştir. Diğer taraftan Şehir, Palmyra etkisi ile mezar heykeltraşlığı sanatında dailerleyerek kendine özgü tipler ortaya koymuştur.
Tarihte Zeugma sonra da Belkıs olarak anılan bu yörenin Belkıs ismini nereden aldığı belli değildir. Araştırıldığında, Belkıs adlı yerleşme yerlerinin arkeoloji literatürüne pek de yabancı olmadığı görülmekte olup, ilk akla geleni ise, Pamphylia'daki Aspendos antik kenti yanına kurulmuş olan "Belkıs " köyüdür. Aynı şekilde Kyzikos antik kentinin yakınındaki köyün adının da Belkıs olduğu , ayrıca Ege Bölgesi'nde de bazı antik kentlerin yakınlarında "Belkıs" adlı köyler bulunduğu öğrenilmiştir. Nizip'in Belkıs köyü yanında ise, Zeugma antik kenti yer almaktadır.Antik kentlerle Belkıs adlı köylerin ilişkisini anlamak için yapılan araştırmalarda, dini anlatılarda , Hz. Süleyman ile görüştüğü ve sonra ona tabi olduğu belirtilen Saba Melikesi Belkıs'ın ülkesinin, düzenli planlı, güzel ve görkemli yapılarla süslü çok bayındır bir ülke olduğundan söz edildiği öğrenilmiştir.
Zeugma antik kentinin bir kısmıbirecik baraj gölü altında kalmıştır.
Moskova'daki Kızıl Meydan'da bulunan Kremlin Sarayı, Çar Korkunç İvan tarafından 1155'te yaptırılmıştır. Eski bir savunma kalesi olan Kremlin, 19 metre yükseklikte kırmızı bir duvarla çevrilidir. Bu duvarın çevre uzunluğu 2250 metredir. Duvarın giriş yerlerinde ve köşelerinde büyük kuleler vardır. En büyük kule 72 metre yüksekliktedir. Burada ilk yapı 14. yüzyılda yapılmış, daha sonra yeni ilavelerle büyümüştür
altakı alanya kalesıııı
[ Yeniden düzenleyen:: putusko Tarih: 17-04-2007 20:37 ]
[ Yeniden düzenleyen:: putusko Tarih: 17-04-2007 20:42 ]
berhudarol
17 Nisan 2007 Salı, Saat 21:26
Çömez
Mesaj : 268 ON-Line
Antalya'nın ilçesi Alanya'nın simgelerinden biri olan kale.
SurAlanya Kalesi, denizden 250 metreye kadar yükselen yarımada üzerinde bulunur. Surlarının uzunluğu 6.5 kilometreyi bulur.
Kandeleri adıyla da bilinen Alanya yarımadasındaki yerleşim, Helenistik döneme kadar inmekle birlikte günümüze kalan tarihi dokusu 13. yüzyıl Selçuklu eseridir. Kale, 1221 yılında kenti alıp yeniden inşa ettiren Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad tarafından yaptırılmıştır. Kalenin 83 kulesi ve 140 burcu vardır. Ortaçağda surların içine yerleşmiş kentin su gereksinimi sağlamak üzere 400'e yakın sarnıç yapılmıştır. Sarnıçların bir kısmı günümüzde de kullanılmaktadır. Surlar, planlı bir şekilde Ehmedek, İçkale, Adam Atacağı, Cilvarda burnu üstü, Arap Evliyası Burcu ve Esat Burcu'nu inerek Tophane ve Tersane'yi geçip Kızılkule'de son bulacak şekilde inşa edilmiştir.
Yarımadanın zirvesinde açık alan müzesi olarak değerlendirilen İçkale bulunmaktadır. Sultan Alaeddin Keykubad sarayını burada yaptırmıştır. Kalede yerleşim günümüzde de sürmektedir. Taşıt trafiğine açıktır. Yürüyerek ise yaklaşık 1 saatte çıkılabilir.
Tam otuz yıl sattim çalışmış ben durmuşum ,
gökyüzünden habersiz uçurtmauçurtmuşum!!!
alttakide Sart harabelerini şettsin
│▓erdem▓│
[ Yeniden düzenleyen:: berhudarol Tarih: 19-04-2007 01:10 ]
ucandede
18 Nisan 2007 Çarşamba, Saat 06:24
Hiraş Kıdemlisi
Mesaj : 2381 OFF-Line
Sardes (Sart) Salihli yakınlarında, bugünkü İzmir-Ankara yolu üzerinde, Manisa'ya yaklaşık 62 km uzaklıkta bulunan Sart, antik çağda Lidya Krallığının başkenti olması ve tarihte ilk altın paranın basıldığı yer olmasıyla ün yapmıştır. Arkeolojik kazılar sonucunda, başta Artemis Tapınağı, Sinagog, Cimnazyum başta olmak üzere altın arıtımevi ve mermerli cadde kenarındaki dükkanlar ile Artemis Mabedi yakınındaki küçük kilise gibi birçok eser ortaya çıkarılmıştır.
Sart Ören Yeri, Hıristiyanlığın ilk çağlarına ait Ege Bölgesinde bulunan yedi kiliseden Sart Kilisesinin bulunduğu yer olarak da yoğun bir biçimde ziyaret edilmektedir. Yine Sart ören yerinde İzmir-Ankara yolunun kuzey kenarında bulunan Sinagog, türünün Anadolu'daki en eski örneklerinden biri olması ve M.S. III. yüzyılda, Sart'ta bir Musevi cemaatinin varlığına işaret etmesi bakımından önemlidir.
Sardes (Sart) Çamur Banyoları da her türlü romatizma, nevralji, kadın hastalıkları ve cilt hastalıklarının tedavisinde yararlıdır.
alttaki CN ( canada's national) tower'ı koyar mısın -------------------------------------------------------------------------------------------- In my dreams I can see youI can tell you how I feelIn my dreams I can hold youAnd it feels so real I wish you could have stayed...
htc_rsmy
18 Nisan 2007 Çarşamba, Saat 07:11
Tecrübeli üye
Mesaj : 1453 OFF-Line
CN Tower, 553.33 metre uzunlukla dünyadaki en yüksek binadır. Kanada'da yer alan bina Ontorio'daki Toronto şehrinde bulunmaktadır ve şehrin simgesi konumundadır. (Coğrafi Koordinatlar: 43°38′33.24″N, 79°23′13.7″W). Yılda 2 milyon ziyaretçisi vardır.
alttaki düden şelalesini tanıt bise
[ Yeniden düzenleyen:: htc_rsmy Tarih: 18-04-2007 07:14 ]