Bu öykü İtalyan yönetmeni Giuesseppi Tornatore’nin “Sinema Paradiso” filminden.
Bir gün kral diyarın en güzel prenseslerini çağırdığı bir davet verir. Güzel olmasına kızların hepsi güzeldir ama kralın kızı gibisi yoktur. Kralın askerlerinden biri nöbet beklerken prenses önünden geçer. Bakış o bakış. Prensese aşık olur.
Basit bir askerin, kralın kızının yanında lafımı olur? Ama her nasılsa, enin de sonunda prensesle tanışmayı başarır. Onsuz dayanamayacağını, beraber olamayacaklarsa ölmek istediğini söyler.
Prenses, askerin aşkının gücünden etkilenir. Ona şöyle der:
“Eğer balkonumun önünde yüz gün bekleyebilirsen, senin olacağıma söz veriyorum.”
Asker başlar beklemeye. Bir gün, iki gün, yirmi gün geçer. Prenses her akşam balkonundan aşağıda bekleyen askere bakar. Ne zaman baksa asker hiç kımıldamadan dimdik durmaktadır. Yağmurda, karda, rüzgarda hep orda bekler. Kışlar askerin kafasına pisliklerini yapar, arılar onu her yerinden sokar. Asker yerinden kımıldamaz. Günler geçer, asker hala bekler. Doksan günün sonunda bembeyaz kesilmiş gibi durmaktadır. Gözlerinden boşalmakta olan yaşları tutamaz. Uyuyacak takati kalmaz. Ve bitmek tükenmek bilmeyen bu zan boyunca prenses de bekler.
Sonunda doksandokuzuncu gece gelmiştir. Asker arkasını dönmeden gider.
Filmde hikayeyi anlatan kör sinemacı yanındaki delikanlıya dönüp sözlerini şöyle bitirir:
“Ve sakın bunun ne anlama geldiğini sorma, çünkü ben de bilmiyorum. Sen anladıysan bana söyle.”
golge
14 Şubat 2007 Çarşamba, Saat 20:38
Yeni Yetme
Mesaj : 158 OFF-Line
haydi bakalım gelsin cevaplar
huseyin_delen81
14 Şubat 2007 Çarşamba, Saat 22:52
Geçerken Ugradım
Mesaj : 21 OFF-Line
bence söle düşünmüştür ben böle askın ısdırabına beye yeter bukadar bekleye bekleye aaç oldum burda baska kısmıyok memelekette demiştir bence yada annesi mektup atmıştır ;oğul dön artık deymes ben sanadaha güselini buldum demiştir --------------------------------------------------------------------------------------------
asi asker