|
 |
 |
|
 |
|
| Çelik |
* 1966 yılında İstanbul'da doğdu.
* Babasının ölümünden sonra ailesi için zor dönemler başladı. Maddi problemler
onu hem okuyup hem çalışmaya yöneltti. Limon satarak ailenin geçimine yardım
ettiği dönemler oldu.
* Yaşadığı zorluklara rağmen daima başarılı bir öğrenci oldu.
* İstanbul Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi'nden mezun oldu.
* Müzik onun için, hayatın vazgeçilmezlerindendi. Bu nedenle İstanbul Teknik
Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuarı'na başladı. Şimdi bu okulda
akademik kariyerini yapıyor. Amacı profesörlüğe kadar yükselmek ve ileriki
yıllarda hocalık yapmak.
* 18 yıldan bu yana kontrabas çalıyor. Ve sanatta öğrenmenin hiç bitmeyeceğini
savunuyor. Bir enstrüman üzerinde 18 yıl çalışılsa da hala öğrencek çok şey
olduğunun bilincinde.
* Çelik, yaşamında daima ilkeli olmaktan yana. Öğrenim hayatından, müzik
kariyerine kadar her alanda ilkeli ve özenli tavırlarıyla tanınıyor. Daima bir
plan ve program çerçevesinde hareket ediyor. Ne yapacağını yıllar öncesinden
bilen insanlardan.
* Onun en sevdiği ve benimsediği söz; "İşin aynan olurken, sen o işin ta kendisi
olmalısın."
* Yapılan röportajları da kendi özel kamerasıyla kaydediyor. Bu kayıtlar onun
için hem anı, hem de hakkında yanlış bir şeyler yazılırsa kanıt niteliği
taşıyor.
* 1991 yılı Çelik için bir dönüm yılı . Bu yıl İzel-Çelik-Ercan olarak
kurdukları grup, "Özledim" adını taşıyan başarılı bir albüm çalışması
gerçekleştirdi.
* Fakat grup çalışması Çelik'i tatmin etmiyordu. Solo bir çalışma yapmaya karar
verdi. Bu karar doğrultusunda, 1994 yılında ilk solo albümü, "Ateşteyim"i
çıkardı.
* Albümün en hit şarkısı "Meyhaneci" oldu. "Ateşteyim" albümü, solo kariyerinin
ilk basamağında Çelik'i zirveye çıkardı.
* 1995 yılına gelindiğinde, Çelik'in çalışmalarında, 91-95 yılları yaşadığı
duygusal fırtınaların, boşanmanın etkilerinin duygusal tınıları hissedildi.
* 1995 yılında çıkan ikinci albümü, "Benimle Kal" Çelik'in en duygusal albümü
olarak kabul ediliyor.
* Bu albümde yer alan "Hercai" bu gün klasik parçalardan biri haline geldi. Ve
Çelik'e, 1995 yılında Kral TV Video Müzik Ödülleri'nde "En İyi Beste" dalında
ödül kazandırdı. Yine aynı albümde yer alan bir başka parça "Sevemem"de
sanatçıya Makedonya'dan bir ödül getirdi.
* Çelik, ilke olarak her albümünde, hayranı olduğu Atatürk'e dair bir esere yer
veriyor. Bu ilkenin, ilk adımını da, "Benimle Kal" albümünde, yer verdiği "Atam"
isimli parçayla attı.
* O Atatürk ilkelerine en bağlı sanatçılarımızdan biri. Atatürk'e duyguğu
hayranlık ve saygı ve Cumhuriyete olan bağlılığı onu Askeri Okullarda ve Türk
Silahlı Kuvvetleri konserlerinde en istenen isim haline getirdi. Hatta Deniz
Kuvvetleri özel izin çıkartarak, onun klip çekimi için bir tatbikata katılmasına
izin verdi.
* Son albümü "Unutamam" ise Çelik'in müzik kariyerinde olgunluk döneminin
izlerini taşıyor.
* Albümün stüdyo çalışmalarının bir bölümü, Kahire ve Londra'da
gerçekleştirildi.
* Çelik albümlerinde alt yapılardaki müzikaliteye çok önem veriyor.
Albümlerinde, senfoni orkestrasına bazı bestelerini çaldıran Çelik, son
albümünde de, kendi alanında en yetkin isimlerle çalışmayı hedeflediğini
söylüyor. Albümde, Erkin Koray, Ozan Doğulu gibi isimlerin yanı sıra, dünyaca
ünlü iki müzik adamı Manu Katche ve Hossam Ramzy imzalarına da rastlanıyor.
* Çelik, "Unutamam" albümünde kendi adına bir ilki de gerçekleştirerek , ilk
kez, cover bir parçaya albümünde yer verdi. "Nothing Hill" filminin müziği, "Aint
No Sunshine", Çelik'in yazdığı sözler ve yorumuyla albümde yer alıyor.
* Çelik üretken bir sanatçı. Ama prensip olarak beste ve sözlerini, başka
sanatçılara vermiyor. Bu prensibi, sadece çok yakın arkadaşı İzel için bozdu.
Çelik'in eseri olan, "Kızımız Olacaktı", İzel'in müzikal kariyerinde önemli bir
parça oldu.
* Çelik, çapkınlığıyla da tanınıyor. Çapkınlık serüvenleri, okul yıllarında
başlıyor. Kadıköy- Beşiktaş vapurunda kız arkadaşının elini tutmak için kış
günleri açık havada yolculuk yaptığı günlerin tadını hala unutmuş değil.
* Çelik, uzun yıllar Salacak'ta oturmuş. İstanbul denilince aklına ilk gelen
Salacak ve deniz kokusu oluyor. Hala kendini iyi hissetmek istediğinde Salacak'a
giderek denizle konuşuyor.
* Onun en sevdiği sporların başında ise, su sporları yer alıyor.
* Çelik, büyük bir özenle baktığı uzun saçlarını kestirdiğinde hissettiklerini
şöyle açıklıyor; "Meğer ben yıllarca büyük bir ağırlıkla dolaşmışım. Saçlarımı
kestirdikden sonra doping hapı almışçasına enerjiyle doldum."
* Çelik'e çiçek yollamak istiyorsanız, mis kokulu fulyalara dayanamadığını
bilmenizde yarar var.
* Onun hobileri, sinema, tiyatro, konserler, Çin yemekleri ve mangal partileri.
* Hayatta, hata yapmaktan korkmuyor. Hatta bazen bilerek ve isteyerek hata
yaptığı söylüyor. Böylesine yaptığı hatalardan büyük keyif alıyormuş. Yaşamda
yapılan hataların, sanatçının üretkenliğini beslediği inancını taşıyor.
* Çelik, insanın yaratılış amacının aşk, özünün ise sevgi olduğuna inanıyor.
* O, onu sonsuz aşka götüren bir yolda ilerlediğine inanıyor. Bugün yaşadığı
duygusallıkların onu günün birinde yaşayacağı sonsuz aşka götüreceğini
düşünüyor.
* Aşk konusunda ise şöyle diyor;" Bazen insan aşk yaşadığını zannediyor.
Delicesine bir tutkuyla bağlanıyor. Ama kısa bir süre sonra bu duygular
tükeniyor. Duygular bittiğinde, "Yaşadıklarım, söylediğim sevgi sözcükleri yalan
mıydı, riyakarca mıydı?" diye düşünüyor. Bana göre yaşanan her aşk gerçektir.
Siz aşkı yaşarken sözlediğiniz her sözcüğü hissetmiş ve deneyimlemişsinizdir.
Nasıl insanların büyüme evreleri varsa, aşkı tanımanın da evreleri var. İnsan bu
evrelerin sonunda gerçek aşka ulaşıyor."
* Çelik, sanatın tanrıdan gelen bir emir olduğuna inanıyor. Bu konuda da şöyle
diyor, "Üretimlerin tanrısal olduğu bilincine ulaşmış olmak, diğer tüm marjinal
arayışları örtecek, o insanı aşkla bütünleştirecek , belki de o insanı aşkın ta
kendisi yapacaktır.
* Çelik'in geleceğe dair hedefleri arasında, bir gazetede köşe yazarı olmak, bir
kitap yazmak ve bir okul yaptırmak yer alıyor.
* Ama o, en büyük hedefinin; yaşadığı müddetçe, "insana dair güzel olan her
şeyi" notalarla anlatabilmek ve skandallarıyla değil, başarılarıyla anılan bir
sanatçı olmak olduğunu söylüyor. |
|
|
 |
|
 |
|